20 Aralık 2010 Pazartesi

Soğuk pehaş pazartesisi

4 günden sonra işe gelmek korkunç bişey. Ciddi anlamda ürkütücü. Özellikle ofisinizin ısısının bir buzhanenin ısısıyla aynı olduğunu düşünürseniz. Tüm bezelyeler donmuş durumda.

Bugün güzel olan tek şey çiçeklerime kavuşmam oldu. Onları da kurumuş halde buldum ama hala çok güzeller.

17 Aralık 2010 Cuma

Hat!

Bence bu kadar askerlik yeter, hadi geri gel! :D

16 Aralık 2010 Perşembe

Hasta ama mutlu!

Askerdeyken bile bana surpriz yapabiliyorsun! Inanilmaz bir insansin sen ya, inanilmaz.

Ofise koca bir demet cicek yollamis ve bir de not yazdirmis, melikeden aldim haberi. Hastalik yuzunden yataktan kalkamadigim icin gidemedim bugun ise. Sans ya cicegim bugun gelmis. Demek o yuzden oglen konustugumuzda o kadar sasirdi ise gitmememe. Sevgilim benim ya!

14 Aralık 2010 Salı

:(

Hala aramadı, öğle yemeğinden sonra ararım demişti : (

Salı

Geldik ikinci güne. Sanırım sayarak hızlı geçmicek bu 149 gün. Gerçi şimdiden 149 oldu işte! Olmadı mı?

Sabah oldukça dinç uyandım hala da enerjiğim. Dün akşam Gizem'le detoks çorbasına gömüldük. Tadı muhteşem olsaymış! Bol vitaminli, tam benlik. Alkolden biraz arınması lazım artık bu bünyenin. İçebilirim ara ara.

Dün minik askerim iki kez aradı beni. Bir öğlen bir de gece. En azından rahat rahat konuşabiliyoruz. Adresini de aldım, bir şeyler yollayabilirim. Sesi iyi geliyordu. Çok soğukmuş, büzüşmüş o minik ayak parmakları :D Günler bu şekilde geçerse gerçekten ne olduğunu anlamadan geri dönücek ve herşey eskisinden bile güzel olucak.

13 Aralık 2010 Pazartesi

İlk pazartesi

Yalnız ilk haftabaşım. Değişik. Ofise gelene kadar seksen tane insanla kavga ettim trafikte. Cidden el bombam olsa Maslak'taki taksiye atardım onu. Huff zor bir gün olucak. Sabah ilaç aldım, uykumu getirdi. Hasta gibiyim boğazım acıyor. Sigara içmek istiyorum ama boğazım daha da kötü olucak. Hemen arayabilse keşke, iyileşirim hemen, uyku getiren parasetamollü ilaçlara da gerek kalmaz. Onu görmeden işe bile gelmezken, şimdi sesini dahi duymadan ofisteki masamda oturup, bu satırları yazıyorum. Akşam arayabilicek, hadi akşam olsun.

7 Aralık 2010 Salı

Sahil

Bu öğlen o kadar değişik bir duygu hissettim ki, kelimeler kafamda dönüyor nasıl anlatabilirim diye. Hiç zamanı unuttuğun oldu mu? Sarhoş olunan zamanlardan bahsetmiyorum. O kadar huzurlu olmak ki, zaman kavramını yitirmek. Bundan bahsediyorum ben. Bu iş gününde, öğle arasında sahildeki bankta yaşadım ben bunu. İstinye sahilini daha bi seviyorum artık.

6 Ekim 2010 Çarşamba

6 Ekim Mutluluğu!

İstanbul da kurtuldu biz de kurtulduk!
Bu kadar basit. Bitti!